Soygun filmi nedir ne değildir, nasıl yollardan geçmiştir, aşağı yukarı hepimiz biliriz. Renkli dönemde 60'ların sonunda "The Thomas Crown Affair" (1968) ve "İtalyan İşi" ("The Italian Job", 1969) ile çıkışa geçmiş ve zaman zaman son derece başarılı örneklerle karşımıza çıkmıştır. Esas kaynağını ise John Huston'ın "Elmas Hırsızları"ndan ("The Asphalt Jungle", 1950) alır. Türün özünde neler yattığını, bu filmleri inceleyerek analiz edebiliriz. Peki "Ca$h", tür ile ilgili neler yapıyor? Aslında hiçbir şey yapmıyor. Sadece son yıllarda soygun filmlerindeki ilgi çeken klişeleri alıp fransızca dublajla çok akıllıymış gibi yeniden sunuyor.
"Ocean's Eleven", getirdiği yeniliklerle böyle filmlere mi sebep olacaktı (!)
"Ca$h", Amerikan formüllerini taklit eden o bildiğimiz popüler Fransız filmlerinden biri. Yani Luc Besson'un yapımcılığında kara film, aksiyon, dövüş gibi türlerle ülkede çıkışa geçen ana akım sinemanın tipik bir örneği. "Ca$h", bu eğilimin 'soygun filmi' kolunu temsil ediyor. Yani Türkiye için "Maskeli Beşler: Kıbrıs" (2008) ne ise, Fransa için de bu film o anlama geliyor. Aralarında sinemasal olarak herhangi bir fark olduğunu ise söyleyemeyeceğiz. Zira ikisi de klasik Amerikan sinemasının film gramerini uygulayarak kendi ülkelerinde 'bir popüler sinema kulvarı' açmak isteyen eserler. Bu doğrultuda da sayısız izleyici toplayabiliyorlar.
Ancak, burada önce bir durup düşünmek lazım. Zira "Ocean's Eleven" (2001), soygun filmine renk dokusu ve filtre açısından belli bir yenilik getirdi. Soderbergh'in başlattığı serinin filmleri, klasik film gramerini uygulayarak rahat izlenen yapıtlar olmalarının yanında, stüdyoların fazla alışık olmadığı görüntü çalışmalarıyla öncülük yapmayı da ihmal etmiyordu. Öyle ki yapıtlar, auteur yönetmenlerin stilize işlerini andırıyordu. Bu sebeple de alt tür için bir çığır açtığını kabul etmeliyiz. Bu yeni görsel doku takipçilerini yaratmasa da, stüdyolar tarafından iyi bir hasılat getirdiği için önemsendi.
2000'li yıllardaki soygun filmleri ise "İçerideki Adam" ("Inside Man", 2006) gibi sürpriz son geleneğinden beslenen ve genelde "Ocean's Eleven" serisi gibi cool takılan filmler oldular. "Ca$h", bunlardan çok "The Thomas Crown Affair"in ekran bölme tekniğiyle soygun kısmını toparlayan kurgu anlayışına başvurmasıyla dikkat çekiyor. Karakter olarak ise Cash'in üzerine gidip onu 'Ocean' yapmaya çalışıyor. Yani tipik bir alt tür klişesi: zeki, umursamaz, seksi ve düzenbaz soygun karakteri kimliği. Bu, fazlasıyla yapıştırma durunca da filmin inandırıcılığı bir anda kayboluyor. Zira karakterin ABD'li olduğu her halinden anlaşılıyor. Bu noktadan sonra ne akıllı numaralar ne de sürpriz son bir işe yarıyor. Sadece hızlı bir kurgu ve kolay izlenen bir film kalıyor elimize.
Esas sorun senaryoda...
Onlar da işin doğrusunu söylemek gerekirse filmin yapay ve tek boyutlu karakterlerinin arasında kaybolup gidiyor. Bunlara Valeria Golino'nun seksiliğinin iyi kullanılamaması ve soygun sahnesinin zekice kurgulanamaması da eklenince, filmin affedilmeyecek defoları öne çıkmış oluyor. Yani görsel olarak iyi gözüküp prim yapmayan çalışırken bir dokunuşta yerle bir olabilen bir eser bu. Eric Besnard'ın ilk filmini 1999'de çektikten sonra 9 sene bu işten uzak durması da boşuna değil. Bir başka şaşırtıcı olmayan noktaysa Jean Reno'nun 'ille de oynasın' zorlamasını hissettiren o karton karakteri... Yani filmin esas kaybı senaryodan kaynaklanıyor. Zira 'iyi soygun filmleri' zeki kalemler sayesinde zekâ dolu hale gelip insanları şaşırtırlar ve çarpıcı sonlarıyla dikkat çekerler.
Cash filmi yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cash filmi yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gönderen
Yigit Aksu
zaman:
17:36
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)