STAR WARS : Klon Savaşları

Uzay gemilerinin, ışın kılıçlarının, Jedi şövalyelerinin parıltıları arasında “Star Wars” serisi insana dair çok temel ve yalın şeyler anlatır aslında. Bunlardan biri baba-oğul arasındaki ilişki. Dikkat edilirse hem ilk hem de ikinci üçlemede babalarıyla sorun yaşayan başkarakterlerle karşılaşırız. Anakin Skywalker’ın babasının olmayışı gibi, Luke Skywalker’ın babası Anakin’den devşirme Darth Vader’la olan ilişkisi hep arızalıdır. Bunun gibi genç Padawan’lar için ‘baba’ işlevi gören Jedi’ları da serideki ‘babalar’ arasına katsak kimsenin gıkı çıkmaz herhalde. Bu babasız kahramanlar diyarında Padawan’lar, yanlarında olmayan babalarının yerine Jedi ustalarını koyarlar. Babalık meselesi öyle barizdir ki George Lucas bile Darth Vader’ın Dark Father’dan (Karanlık Baba) türediğini söyleme konusunda bir çekince duymaz.

star wars

Bunun gibi yine insani olan duygusal gerilimler de her iki üçlemenin derinden hissedilen hususlarındandır. İlk üçlemedeki Prenses Leia ile Han Solo aşkının biraz daha farklısı, ikinci üçlemede Anakin ile Padmé Amidala arasında yaşanır. Yani tüm ihtişamına karşın “Star Wars” filmleri insana dair çok yalın şeyler anlatır. Bu babalık ilişkisi ve aşk meselesinin dışında “Star Wars”da iyilik ile kötülüğün mücadelesi, ihanet, entrika, güce olan tutku, arkadaşlık, kaderin önüne geçilemezlik, fedakârlık karşımıza çıkan diğer noktalardır.

Birbirinden bağımsız düşünemeyeceğimiz iki üçlemenin farklı farklı kendini takip ettirme nedenleri de vardır. İlk üçlemede asıl beklediğimiz olay Luke ile Darth Vader’ın kapıştıkları sahnedir. Bu finale kadar gerilim git gide artar ve iyilikle kötülüğün mücadelesinde hangi tarafın kazanacağı merak konusu edilir. İkinci üçlemede ise beklenilen Anakin’in Darth Vader’e dönüşmesidir. Bu noktaya varana kadar geçen sürede ise Anakin’in hissettiği dışlanmışlık, annesini kaybetmesi, güce olan tutkusu ve ona duyulan güvensizlik ilmek ilmek işlenerek Darth Vader’e giden yol gösterilir. Yani birbirinden yıllar sonra galaksiye hediye edilen iki üçlemenin de elinde önemli kozlar vardır.

“Star Wars”dan çok heyecanı bol bir aksiyon-animasyon

Gelelim bir “Star Wars” klonu olan “Star Wars: Klon Savaşları”na (”Star Wars: The Clone Wars”, 2008). “Klon Savaşları” diğer filmler düşünüldüğünde iki ders arası bir teneffüs gibi. Zira burada anlatılanlar yazılıda çıkmayacak cinsten, yani gereksiz bilgiler kabilinden. Hikaye ikinci ile üçüncü bölüm arasında geçiyor. Jabba the Hutt’ın çocuğunu kaçıran Kont Dooku’nun elinden söz konusu yavruyu kurtarmak amacıyla yola koyulan Anakin ve ona Padawan olarak tahsis edilen Ahsoka’nın tehlikeli macerası anlatılıyor burada. Görüldüğü üzere hikayenin iki üçlemeye çok fazla katkı yapacak bir malzemesi yok. Zira burada ne bir aşk ilişkisi ne de üzerinde durulan bir baba-oğul meselesi mevcut. Bunun gibi, Anakin’in Darth Vader’a olan dönüşümüne dair ipucu bulmak da pek mümkün gözükmüyor. Normalde Jedi Konseyi tarafından dışlanan, güvensizlik duyulan Anakin’in bu filmde itibarı biraz zorlama bir şekilde artmış sanki. Öyle ki kendisine Padawan verilmesi, yani bir ‘usta’ olarak görülmesi bunun en bariz kanıtı. “Klon Savaşları”nın asıl sorunu işte bu noktalarda yatıyor zaten. “Star Wars”un ana meselelerine bağlanmak yerine bir rehine krizini odağına alıyor. Bu bakımdan elinde çok sağlam bir kozu yok.

Filmdeki rehine krizi dışında en önemli hadise Anakin’in hocalığa soyunması. İlk başlarda sorumluluk almak istemese de sonradan Ahsoka’nın cesaretini görüp bu durumu kabullenmesiyle Anakin birazcık Obi-Wan Kenobi’leşiyor. Bu doğrultuda hırçın ve başına buyruk tavırlarıyla Ahsoka’nın da üçlemeden tanıdığımız Anakin Skywalker’ın kız versiyonu olduğunu söylemek mümkün.


0 yorum: